Bugün : 20 Eylul 2017 Çarşamba








 

                   HACIKILIÇ MEDRESESİ KAYSERİ

          Selçuklu döneminin çalkantılı bir döneminde yapılmasına rağmen, Hacı Kılıç Medresesi ve Camii oldukça büyük ve nadide bir eserdir. Kayseri'nin sahip olduğu dini yapılar arasında önemli bir yeri bulunan Hacı Kılıç Medresesi, cami ile beraber Selçuklu devletinin son dönemlerinde 647 (M. 1249) tarihinde Ebu'l-Kasım bin Ali Tusi tarafından yaptırılmıştır.
          Kayseri şehir merkezinde ve İstasyon Caddesi üzerindedir.
         Mimari
         Hacı Kılıç Camii, yanındaki medrese ile bir bütün oluşturmaktadır. Camii'den kuzeyindeki medreseye sivri kemerli büyük bir aralıktan geçilmektedir. Her iki yapı da kesme taştan yapılmıştır. Cami ve medreseyi meydana getiren yapı, kıble istikametinde 52X37 m ölçülerinde, kalın taş duvarlarla çevrilmiş dikdörtgen bir plana sahiptir. Güney cephede üstte kemerli üç pencere vardır. Ortada dışa doğru kadar çıkıntılı mihrap bolümü bariz bir şekilde görülmektedir. Medresenin kuzey batı köşesinde kare, camiin güney doğu köşesinde silindirik biçimde yapılmış köşe kuleleri vardır. Külliyenin doğu cephesinde camiye ait iki büyük pencere yer almaktadır. İlk pencere iki bölümdür; alt kısmı dikdörtgendir, üstte de sivri kemer içine de küçük bir pencere yerleştirilmiştir. İkinci pencerenin önüne büyük bir taş minare yapılarak kapatılmıştır, pencerenin sadece kenarı görülebilmektedir. Minarenin hemen yanında Kayseri Mirlivası Hüseyin Bey'e ait bir mezar bulunmaktadır. Kitabesinde 953 Ramazan (M.1552) tarihi okunmakta olan bu mezar önceleri camiin önünde bulunmakta iken, buradan cadde açılması üzerine camiin minaresi bitişiğine nakledilmiş, mezar taşları da minare kaidesine yerleştirilmiştir.
         Caminin giriş cephesinde, kapının iki yanında birer dikdörtgen pencere bulunmaktadır. Bunlardan sağ taraftakinin önü sonradan yapılmış minare kaidesi ile kapatılmıştır. İbadet mekanında, mihrap duvarında üç, batı duvarında da iki pencere daha bulunmakta olup, bunlar mazgal pencere niteliğindedir. Mihrap nişi geometrik örgülü yıldız geçmelerden meydana gelmiş bir bordürle çevrilmiştir.
         Caminin ve medresenin köşelerinde destek kuleleri bulunmaktadır. Bunlardan medrese ve cami arasındaki alana, dikdörtgen kaide üzerinde, yuvarlak gövdeli tek şerefeli taş minare oturtulmuştur.
         İç Mimari
         Hacı Kılıç Camii mihrap duvarına dik beş sivri tonozlu çatı, ve dört köşe kesitli örme ayaklara dayanmaktadırlar. Bu örme ayakları hafifçe beşik tonozlara girmiş bulunan dolgu kemerler birbirlerine bağlamaktadır. Yan sahınlardan daha geniş olan orta sahın mihrap önüne rastlayan bölümü pandantifli bir kubbe ile örtülüdür. Bu kubbenin içinde dikdörtgen üç küçük aydınlık penceresi bulunmaktadır. Ayaklar, kemerler ve tonozlar perdahlı sıva ile örtülmüşlerdir.
         Hacı Kılıç Camii'nde mihrap kıble duvarındaki üç sıra yassı profilli sivri kemerin altına yerleştirilmiştir İnce taş işçiliği ile gayet nefis bir tarzda işlenen bu mihrabın dış pervazını; kenarda kenarı silmeli daha dar bir bordur takip eder içteki ince bordur ise içeriye doğru iyice eğiktir. Mukarnaslı mihrap nişini üstte kalkık kemerli, rumi desenli bir rölyef kabartma çevrelemektedir Bunun da dışında; köşelerde birbirine düğümlerle geçen üç şerit halinde yassı profil bulunmaktadır.
         Mihrap nişi, üç cepheli küçük nişlerle övülmüştür. Ve etrafı baklava dilimli kafeslerle tanzim edilmiştir. Kenardaki sutunçelerin gövdesi yine geometrik kompozisyonlarla tezyin edilmiştir ve başlıkları küçük mukarnaslarla süslüdür. Kemer aynasında iki adet kabartma gül bulunan bu mihrap, söz konusu bütün özellikleriyle taçkapılardan sonra Hacı Kılıç Külliyesi'nin çok kıymetli bir bölümünü meydana getirmektedir.

       Taç Kapılar

        Dış duvarlar muntazam dizili taşlardan yapılmışlardır. Uzunluğu 50 metre olan güney cephede iki büyük giriş kapısı açılmıştır. Birinci kapıdan camiye, ikinci kapıdan ise medreseye girilmektedir. Her ikisi de geometrik bezemelerle süslenmiştir. Ancak her iki kapı da gerek biçim gerekse süslemeleri ile birbirinden farklılık göstermektedirler.Her iki kapının da alınlarında birer mermer kitabe bulunmaktadır. Cami giriş kapısının üzerindeki kitabenin tercümesinde şu ifadeler yer almaktadır:
"Bu mübarek mescidin yapılmasını; din ve dünyanın izzeti, fetih babası, Keyhüsrev'in oğlu, Ulu Sultan Keykavus zamanında, müminlerin emirinin bürhânı zayıf kul, Allah Teâlâ'nın rahmetine muhtaç Tûs'lu Ali oğlu Ebu'l-Kasım 647 (1249) senesinde emretti."
         Üst kısımları tahrip olmuş bulunan her iki taçkapı külliyenin yakın zamanlarda yapılan restorasyonunda oldukça iyi bir tamir görmüştür. Bu kapıların ana şemaları birbirine benzer; desenlerde ise bir kısım farklılıklar görülür. Dikdörtgen formundaki ana planda dış pervaz; geniş bir bordürden meydana gelirken dışında daha dar, içinde de ince su ile geometrik geçmeli kompozisyonlarla süslüdür. Daha İçte kabartma motifli sivri kemer yer alır; içte rumi, dışta geometrik motifli iki bordürden oluşur.Girişteki mukarnaslı nişin altında celi sülüsle yazılmış bir kuşakta Tevbe Suresi'nin 18. ayeti yer almaktadır:
"Allah'ın mescidierini ancak Allah'a ve Âhiret gününe imân eden, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve Allah'tan başkasından korkmayan kimseler imâr eder. İşte doğru yola ermişlerden olmaları umulanlar bunlardır." âyet-i kelimesi yazılıdır.

 
      
 


Mustafa Cirban___ mcirban@ttmail.com