Bugün : 20 Eylul 2017 Çarşamba








 

                                                                       BEYKOZ KASRI

          Beykoz Kasrı, İstanbul'un Beykoz ilçesinde yer alan tarihî bir kasırdır. Yalıköy semtinde Hünkâr İskelesi olarak anılan alanın güneyinde yer alır. Denizden başlayarak teraslar halinde yükselen bir peyzajın tepe noktasında ağaçlar arasında yer alan kasır,Boğaziçi’ndeki kâgir yapıların en önemlisi olup, batılılaşma dönemi (Tanzimat dönemi) zevkini ve tüketim alışkanlığını göstermektedir. Kasrın yapımı 1845 yılında Mısır valisi Mehmed Ali Paşa tarafından başlatılmış; paşanın ölümü üzerine, ölümü üzerine oğlu Said Paşa tarafından tamamlanmıştır (1848-1854). Dönemin padişahı Sultan Abdülmecid’e (1839-1861) armağan edilmiştir.
          1838 yılında tahta geçen Sultan Abdülmecid, babası II. Mahmut gibi, kapalı bir mekân olan Topkapı Sarayı’nı sevmemişti. Sahil saraylarından hoşlanırdı. İstanbul Boğazı’nın şahane ve masalımsı manzarasını seyredebilmek için Anadoluhisarı’ndaki Küçüksu Kasrı, Topkapı
Sarayı’ndaki Mecidiye Köşkü’nü yaptırmıştır. Ayrıca, şahane bir Haliç manzarasına sahip Yavuz Sultan Selim Camii külliyesi içerisine de bir köşk yaptırmıştır. Yapımları biten Dolmabahçe ve Beylerbeyi Saraylarında oturmayı tercih etmiştir. Beşiktaş’ın arka semtinde bulunan Ihlamur
Kasrı’nı ise bir av köşkü olarak düşünmüştür.
           Boğaziçi’nde yeni üslupta yaptırılan ilk kârgir Kasır olan Beykoz Kasrı’nın bahçeleri, set set yapının bulunduğu alana kadar
yükselmektedir. İki katlı ve simetrik yapılı olan binada orta sofalı şema tercih edilmiştir. Kare planlı olan yapı İki katlı ve simetrik düzenlemelidir. Yapının protokol giriş kapısı deniz cephesinde bulunmaktadır. Katların ortasında sofa ve sofa çevresinde de odalar bulunmaktadır. Katlar arasındaki yükseklik 8 metreyi bulmaktadır. İç mekânlarda renkli somaki ve mermer kullanılmış, duvarlarına büyük boy aynalar yerleştirilmiştir.
Kasrın cephe kaplamasında kullanılan taşlar İtalya’dan getirtilmiş, bunlar arasında yer yer beyaz mermere de yer verilmiştir.Kasrın bahçesinde iç duvarları istridye kabukları ile bezenmiş “dağ hamamı” olarak anılan küçük bir dinlenme köşkü mevcuttur. Osmanlı geleneğinde bulunan
serdap köşklerinin 19. yüzyıldaki bir uygulaması olarak görülen köşk, sıcak yaz günlerinde serin bir ortam sunmaktadır. Kasır ilk yıllarında, sultan tarafından bir biniş kasrı olarak günlük konaklamalarda; sonraki dönemlerde yabancı devlet erkânı ve elçi kabulünde kullanılmıştır. Bir
saltanat yapısı olmakla birlikte kentin dışında ve temiz havalı bir yerde bulunduğu için daha Osmanlı döneminde kamu hizmetine tahsis edilmiş ve Dârü’l-eytâm (yetimler yurdu) haline getirilmiştir. İstanbul’da, padişah sarayları dışında yeterince büyük ve gösterişli saray, kasır ve köşkler
yoktur. Padişahlar tarafından yaptırılanlar da 19. yüzyılın devlet protokolünü karşılamak amaçlıydı. Tanzimat döneminde, İstanbul’daki yabancı devlet elçileri için yapılan saraylar Dolmabahçe Sarayı’ndan bile gösterişliydi. İngiliz, Rus ve Fransız Elçilik Sarayları bu ülkelerin güç ve
ihtişamını anlatır nitelikteydi.
           Devlet protokollerinde bunlar önemliydi. Osmanlı Devleti de güçlü ve ihtişamlı görünebilmek ve protokol amaçlı olarak saraylar ve kasırlar yaptırmıştır. Beykoz Kasrı, Boğaziçi’nde yapılan ilk kâgir ve Neo-Klasik tarzındaki ilk yapılardan biridir. Dönemin Avusturya İmparatorluğu’nun İtalya bölgesinde çokça rastlanan bir mimari tarza sahiptir. İonyen ve Korint sütunlu cephesi ve tören ya da muayede salonu ile Yeniköy’deki Avusturya Yazlık Sefaretine benzemektedir.Kasrın ana girişi deniz tarafındadır. İç mekânlarda beyaz somaki mermerler kullanılmış, duvarlarına büyük boyda endam aynaları yerleştirilmiştir. Kasır gecelemek için düşünülmediğinden mutfak, hamam ve servis bölümlerine yer verilmemiştir. Çevresi teraslarla kuşatılmıştır. Bu nedenle de kasır kademeli bir piramit şeklinde gittikçe genişleyen bir teras kaide üzerine oturtulmuştur..200 dönümlük bir arazi içerisinde bulunan kasrın bahçesinde manolya, çam ve ıhlamur ağaçlarından oluşan geniş bir koruluk vardır.Boşaltıldıktan sonra atıl duruma düşen kasır, bakımsızlık nedeniyle büyük zarar görmüş, korusundaki ağaçlar bakımsızlık nedeniyle kısmen tahrip olmuştur. Kasır ve 200 dönümlük korusu, 2006 yılında İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne devredilmiştir.

          Cumhuriyet yıllarından hastane ve prevantoryum olarak kullanılmış olan kasır bu dönemde içyapısında değişikliklere uğramıştır. Beykoz Kasrı, 1997 yılında Milli Saraylar Daire Başkanlığı’na tahsis edilmiş ve 1999 yılında boş olarak teslim alınmıştır. Kasrın, Sultan II. Abdülhamid (1876-1909) döneminde çekilmiş fotoğraflarında ağır altın varaklı mobilya takımları, Hereke kumaşlarından döşemelik ve perdeleri, Baccarat vazoları, büyük kristal avize ve şamdanlarıyla gayet zengin bir şekilde döşenmiş olduğu görülmektedir. Beykoz Kasrı, 2005 yılında TBMM Milli
Saraylar Daire Başkanlığı tarafından  restorasyon çalışmasına alınarak 2011 yılında tamamlanmıştır.


Mustafa Cirban___ mcirban@ttmail.com