Bugün : 23 Haziran 2018 Cumartesi









 

               

        MAMURE KALESİ

        Silifke - Anamur karayolu üzerinde, Anamur'un 6 km. güneydoğusunda deniz kenarında yer alan Mamure Kalesi 23.500 m2 dir.
Yüksek kayalık ve düzlükler üzerine inşa edilen kale, M.S IV. Yüzyılda Romalılar tarafından yapılmıştır, sonraları Bizanslılar ve Haçlılar zamanında genişletilmiştir.Kaleden Anamurium antik kentinin dış koruyucu kalesi olarak da söz edilmektedir. Ele geçirilmesine kadar bir haçlı kalesi olduğu biliniyor. Göksu nehrinden geçerken boğulan Frederich Barbaarossa’nın kale inşaatı sırasında alınıp kale inşaatında kullanılmış olan bir taşta bu kişinin arması varmış. Bu iddiayı bir Alman Tarih araştırmacısı ortaya atmış olmakla birlikte ispatlanamamıştır Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat tarafından 1221 yılında ele geçirildiği sırada yıkılan kalenin yerine bügünkü kale yapılmıştır. Daha sonra burası Karamanoğulları ve Osmanlılara geçmiştir. Bir kervansaray görünümünde olan Mamure Kalesi, en iyi korunmuş Anadolu
 kentlerinden biridir. Kuleler, surlar, mazgalları ile hala ayaktadır.
         

             Kalenin beden duvarının üzerinde bulunan tek kitabede 1450 (Karamanoğlu İbrahim Zamanı) tarihi yazılıdır. Şikari tarihine göre Anamur ve Taşeli'nin Kagırler tarafından zapt ve harap edilmesi üzerine Karamanoğlu Mahmut Bey (1300-1308) 36.000 kişilik ordusuyla düşmanı bozguna uğratıp, kaleyi ele geçirmiş, mamur edip, adını Mamuriye koymuştur.
Bir hendekle çevrili bulunan 39 kuleli bir kaledir. Batı avlusunda halen ibadete açık, onarım görmüş tek minareli tarihi bir cami bulunmaktadır. İki bölümden oluşan kalede, iç içe iki sur ve surlar üzerinde kaleyi
bütünüyle dolaşan ve bir taraftan bir tarafa geçişi sağlayan burçlar arasında bir yol vardır. kuleler bu yol üzerindedir.
           

            Alanya Kalesi’ne benzeyen Mamure’de çift katlı olan kale duvarları içerisinde birbiri ile bağlantı kuran galeriler dikkat çekiyor. Üst kattaki burçlara merdiven ile çıkılırken, burçlara ayrıca dış merdivenler aracılığı ile alternatif geçiş bulunuyor. Kaledeki kule formlarını da birkaç bölümde incelemek mümkündür. Bunlardan  Güneydoğu köşede deniz ile karanın birleştiği noktada baş kule yer alır. Bu kule bütün çevreyi, denizi, karayı ve kale içini tam olarak gören ve kale bayrağının asıldığı en yüksek ve üst kuledir. Gözetleme kulesi olarak kullanılması mümkündür. Buraya fener burcu da denilmekte olup en üst kısım zamanın acımasızlığına ve tahribatına dayanamamış ve yıkılmıştır. En büyük burcun ortasında 22 metre yüksekliğinde özel bir kuledir.Bu kulenin yapısı Anamur tuğlası da denilen ve ateşte pişirilmiş kırmızı kil tuğlalardan yapılmıştır. Onarımlar ise beton ile yapılmıştır. Kalenin en yüksek burcunun yanında değişik yerlerde beş adet gözetleme kulesi daha vardır. Ana kuleye kapalı bir mekândan tuğladan örülmüş dar, kulenin içinden dönerli merdivenle çıkılır. Üst kuleye çıkmadan önce merdiven dibinde kale zindanı denilen bölüm yer alır. Dipsiz, karanlık bir kuyu şeklindedir.
Dış kalede merkezi planlı tek kubbeli bir cami ve çeşmesi, depo, sarnıç ve askerlerin iskan yeri olduğu düşünülen bölümler var.Bazı yapı kalıntılarının erzak veya alışveriş yapılan dükkânlar olduğu değerlendirilmektedir.
            

             Bazı kaynaklar kale içinde Hüseyin Gazi’ye ait bir türbe olduğunu da belirtiyor.Üzerinde 6 satır kitabesi bulunan, iç avlunun kuzeyinde, iki kule arasındaki bölüm eskiden kalenin girişiymiş. Kitabede Karamanoğlu Mehmet Oğlu Sultan İbrahim’le ile ilgili bilgi yer alıyor. “Karamanoğlu Alaaddin oğlu Mehmet oğlu Sultan İbrahim inşa etti. Mamure beldesi ve kalesi savaş için yardım edilen köşedir. Korunan yerleşim yeri Allah yolunda hediye olarak cihat için onun yardımı ile tamam oldu. Allah’ın nimetlerinden verdiği uyanıklık ve doğru yolu gösterdiğinden şükürler olsun. Bu tarih Mükerrem Şevval ayının 854 yılında yazıldı”. Giriş kapısını dışarıya bağlayan ve hendeği aşan köprü bugün kullanılamıyor.




Mustafa Cirban___ mcirban@ttmail.com