Bugün : 23 Kasim 2017 Perşembe








 

                 KAPALI ÇARŞI

            Kapaliçarsi, Nuri Osmaniye ve Beyazid Camileri ile Mahmutpasa Çarsisi arasinda, üzeri dam ve kubbelerle örtülü çesitli dükkanlarin bulundugu sokaklardan meydana gelen dünyanın en eski ve büyük kapalı çarşısı İstanbul şehrinin merkezinde yer alır. Üzeri kursun kapli ve pencereli yüzlerce kubbesi vardir. Bugünkü Kapaliçarsi degerli esya ve mücevher alip satilan bölümleri ile Fatih Sultan Mehmed tarafindan, asil büyük çarsi ise, Kanuni Sultan Süleyman döneminde ahsap olarak yapildi. Günümüzde 30,7 hektar yüzölçüme sahip, 61 sokak, 10 kuyu, 4 çesme, 2 cami ve 3 bini askin dükkandan olusan Kapaliçarsi, bugünkü görünümüne ancak 250 yilda ulasabildi.
            Adeta bir şehri andıran, bütünü ile örtülü bu site zaman içerisinde gelişip büyümüştür. 15 yy. dan kalan kalın duvarlı, bir seri kubbe ile örtülü eski iki yapının etrafı sonraki yüzyıllarda, gelişen sokakların üzerleri örtülerek, ekler yapılarak bir alış veriş merkezi haline gelmiştir. Geçmişte burası her sokağında belirli mesleklerin yer aldığı ve bunların da, el işi imalatının sıkı denetim altında bulundurulduğu, ticari ahlak ve törelere çok saygı gösterilen bir çarşı idi. Her türlü değerli kumaş, mücevherat, silah, antika eşyalar, konusunda nesillerce uzmanlaşmış aileler tarafından, tam bir güven içinde satışa sunulurdu. Geçen yüzyılın sonlarında deprem ve birkaç büyük yangın geçiren Kapalı Çarşı eskisi gibi onarılmışsa da, geçmişteki özellikleri, yozlaşarak değişikliğe uğramıştır.
Eskiden esnafa olan güven duygusu halkın birikmiş parasını, bir banka gibi onlara verilmesine ve işletilmesine neden olurdu. Günümüzde birçok sokaktaki dükkânlar fonksiyon değişikliğine uğramıştır. Yorgancılar, terlikçiler, fesçiler gibi meslek grupları sadece sokak ismi olarak kalmıştır. Çarşının ana caddesi sayılan sokakta çoğunlukla mücevher dükkânları, buraya açılan yan bir sokakta altıncılar bulunur. Oldukça küçük olan bu dükkânlar değişik fiyat ve pazarlıkla satış yaparlar. Kapalı Çarşı renk ve atraksiyon olarak her ne kadar eski canlılığını koruyor ise de, 1970’li yıllardan itibaren İstanbul’u ziyarete gelen turist gurupları için alışveriş olanakları, çarşının ana girişindeki modern ve büyük kuruluşlar tarafından sağlanmaktadır. Haliç kıyısındaki Mısır Çarşısı da daha küçük ölçüde bir kapalı çarşıdır. Galata semtindeki diğer bir 15. yy. küçük kapalı çarşısı da halen kullanılmaktadır.
            Kapalı Çarşı günün her saatinde hareketli ve kalabalıktır. Esnaf, ziyaretçileri ısrarlı olarak kendi mağazasına çağırır.Çarşı girişinde gelişen konforlu, büyük mağazalar Türkiye’de elde imal edilen ve ihracatı yapılan hemen bütün eşyayı satışa sunmaktadır.

 El halıları ve mücevherat geleneksel Türk sanatının en güzel örnekleridir. Bunlar kalite ve orijin belgeleri ile satılır ve dünyanın her tarafına garantili gönderme yapılır. Halı ve mücevheratın yanında meşhur Türk işi gümüşten yapılmış eserler, bakır, bronz hediyelik ve dekoratif eşyalar, seramik, oniks ve deriden mamul, üstün kaliteli, Türkiye hatıraları zengin bir koleksiyon oluştururlar.İstanbul Kapalıçarşısı Fatih tarafından kurulmuş, Kanuni döneminde(1520-1566) büyütülmüş, 1701 yılında bugünkü planıyla inşa edilmiştir.

             1546, 1618, 1652, 1660, 1695, 1701, 1750 yıllarında yanan Kapalıçarşı, her bir felaketin ardından onarılır. Tüm bunların üzerine 1766 tarihindeki depremle büyük hasar görür. 1791 ve 1826 tarihinde kısmi yangınlar geçirir. Tam kendini toparlayan çarşı bu kez 1894 yılında meydana gelen depremle tekrar sarsılır, en son 1954 tarihinde yine yanar ve ancak beş yılda onarılabilir. Kapalıçarşı’nın başlıca bölümleri ise şöyle:

             İç Bedesten: Kapalıçarşı içinde ilk yükselen binadır, aslında çarşının çekirdeğini oluşturan Eski Bedesten'dir. Kapıları son devirdeki adlarıyla şöyledir: Sahaflar, Takkeciler, Kuyumcular ve Zenneciler.
             Sandal Bedesteni: Kubbe sayısı Osmanlı çarşıları içinde en fazla olanıdır. Günümüzde buraya iki kapıdan girilebilmektedir, bir tanesi Kapalıçarşı'nın içinden öbürü Nuruosmaniye'den.
             Diğer Bölümler: İki bedesten dışında kalan bölümleri oluşturan yolların mimari yerleşimleri simetrik ve geometrik değildir, oluşum biçimini ve geçirdiği afetler ile kısmi onarımları yansıtacak şekilde, dağınık bir bünyededir. Bu haliyle Batı'nın tekdüze kapalı çarşı tarzından tamamen uzakta duran ve Doğu çarşısı olma karakterini yoğun bir biçimde üzerinde taşır. Bu serbest yerleşim, bu dağınıklık çarşıyı monotonluktan kurtarır, ona aynı zamanda romantik bir hava verir. Böylesine karmaşık bir yapı ve yerleşim biçimi, çarşının anıtsallığına gölge düşürmediği gibi onu bir alışveriş sarayı haline getirir.
             Hanlar: Kapalıçarşı'nın bitişik dört yanı ve yakın çevresi, kendi içlerinde ayrı birer ünite olan hanlarla çevrilidir. Bugün çarşıya doğrudan bağlı kalan, yani sadece çarşıdan girilebilen ve dışarıya kapısı olmayan hanlar: Astarcı Hanı, Büyük ve Küçük Safran Hanları, Evliya Hanı, Sarraf Hanı, Mercan Ağa Hanı, Zincirli Han, Varakçı Hanı, Rabia Hanı, Kuyumcular Hanı, Yarım Taş Hanı'dır

              MISIR ÇARŞISI

              Mısır çarşısının yerinde, Bizanslılar devrinde 'Makron Emvolos' ismiyle bilinen bir kapalı çarşı bulunuyor ve semtte yahudiler oturuyormuş. Çarşının yapılması ile, yahudiler buradan Balat semtine nakledilmişler. Yeni Cami külliyesi olarak yapılan, İstanbul'un ikinci büyük kapalı çarşısı Mısır Çarşısı'nın, inşasına Padişah 3.Murat'ın eşi ve padişah 3.Mehmet'in annesi olan Safiye Sultan'ın talimatı ile 1597 yılında başlanmış.
              Cami, arasta, türbe, iki sebil ile dar-ül-hadis ve sıbyan mektebinden oluşan bir külliye olan Yeni Cami Külliyesi’nin içinde bulunan en önemli bina Mısır Çarşısı`dır. IV. Mehmet'in annesi Hatice Turhan Sultan tarafından Yeni Cami'ye vakıf olarak yaptırılmıştır. Yapımına Mimar Kasım Ağa başlamış, 1660 yılında Mimar Mustafa Ağa tarafından tamamlanmıştır. Plan I, şeklindedir.Kurulduğunda Valide Çarşısı adı verilmiş ancak daha çok Mısır’dan gelen mallar satıldığı için sonradan Mısır Çarşısı adını almıştır. Çarşı, 1691 ve 1940 yıllarında geçirdiği iki büyük yangından sonra İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından restore edilerek son haline kavuşmuştur.
               İstanbul’un ikinci büyük kapalı çarşısı olan Mısır Çarşısı’nın günümüzde hepsi kullanılmayan altı kapısı vardır. Çarşıdaki dükkanlarda baharatlar, geleneksel mezeler ve hediyelik eşyalar satılmaktadır. L planlı arasta, denize göre cami`nin arkasında, batıdadır. "L"`nin yaklaşık 120 m uzunluğundaki bir kolu cami`ye dik, 150m uzunluğundaki öbür kolu ise cami`ye paralel konumundadır. Her kolun ortasında, üzeri beşik tonozla örtülü bir yol ve bunun iki yanında dükkan sıraları bulunur. Kapalı çarşıya oranla kubbesi daha yüksektir. Bodrumları ile birlikte 86 dükkan vardır. Çarşı`nın yapımında kesme taş, tuğla ve moloz taş kullanıldı. Yağmur çörtenleri taş ve tuğladandır. Silmeler Türk Mimarisi`nin güzel örnekleri arasındadır.
              Mısır Çarşı`sında daha çok zamanın ihtiyaç maddeleri (ilaç, baharat, v.b) satılırdı. Eskiden dükkanların ön kısımları bugünkü gibi açık değildi. Bugün ise dükkanlar için elverişli olmayan bu durum değiştirildi ve kapıları yeni kemerler şekline sokuldu.Burası, tarihi boyunca her derde deva olmuş kurutulmuş bitkilerin, çeşit çeşit otların ve yüzlerce tür baharatın buluştuğu dev bir pazar. Doğal ürünlerin dünyada keşfedilmeye başlanması henüz çok yeni olmasına rağmen, Anadolu, yetiştirdiği Lokman Hekimleriyle, bitkilerin şifalı gücünü Mısır Çarşısı üzerinden yüzlerce yıldır dağıtıyor.
              Eskiden Mısır Çarşısı'nda satılan maddelerden bir çoğunu bugün bulamıyoruz. Ama Mısır Çarşısı hala piyasada bulunmayan ürünlerin aranabileceği alternatif bir adres olarak, binbir çeşit baharatla beraber akla geliyor. Bugün Mısır çarşısı, dükkan kapılarında asılı patlıcan, kırmızı biber, dolma, bamya kuruları, çarşıya kokusunu veren, içleri rengarenk baharatlarla dolu çuvalları, Kayseri pastırmaları, çemeni, zerdalisi, peyniri, kuru yemişleri, kuvvet macunları, sabunları, balları, pekmezleri, şifalı bitkileri, cezeryesi, çayları, safranı, arı sütü, kınası, kekik suyu, ısırgan yaprağı ve endüstriyel lezzetleri kabullenmeyenler için bir alternatif olarak beliren 'çiftlik' yapımı. ürünleri ile geleneksel özelliklerini kolay kolay yitirmeye pek de niyetli görünmüyor. Mısır Çarşısı geçmişte olduğu gibi, bugün de, dışarıdan bir göz için, Doğu'nun kokularını Batı'ya taşıyan yer olma özelliğini koruyor. Geçmişte, bilinmeyen diyarlardan gelen büyülü lezzetlerin yeri, artık bu misyonunu kaybetse de, hala doğu kokan mistisizmini solumamızı sağlıyor. Eminönünde ezan sesiyle yıkanan atmosferiyle, mısır çarşısını camiler arasında bırakarak uzaklaşırken, uçuşan güvercinler eşiliğinde içinizde baharat tadında duygular götüreceksiniz.
 


 


Mustafa Cirban___ mcirban@ttmail.com