Bugün : 20 Eylul 2017 Çarşamba








 

                 ÇİNİLİ KÖŞK

            Fatih Sultan Mehmet tarafından İstanbul’da Sarayburnu Topkapı Sarayı yakınında yaptırılan köşklerden biri. İstanbul’daki sivil mimari eserlerinin en eskilerinden biri olması ve sahip bulunduğu değerli çinilerle Türk süsleme sanatının en güzel örneklerini taşıması bakımından ayrı bir önemi vardır. Sırça Köşk, Sırça Saray olarak da tanınan, 1473 yılında yapılmış olan bu köşk, köşegenvâri plânlı, eyvanlı, hareketli örtü sistemine sâhip bulunan bir yapıdır. Yapıdaki zengin çini ile bezemeler, Fâtih devrinde bu işe verilen önemi göstermektedir.Çinilerinin Timur devri eserlerine benzemesi dolayısıyla İranlı ve Horasanlı sanatçılara mal edilmek istenmişse de, son araştırmalar, kullanılan çinilerin Anadolu Selçuklu sanatının devamını gösteren İstanbul’daki pek az örneklerden biri olduğunu meydana çıkarmıştır.
            Şüphesiz Selçuklu, Beylikler ve Osmanlı devrinde yapılan bütün köşk ve sarayların hepsi bu sınırlar içinde kalmıyor. Yıkılmış olanların dışında, belirli bir oranda varlıklarını koruyan örnekler de bulunmaktadır. Özellikle Alanya ve çevresinde karşımıza çıkan köşkler bu durumu isbatlamaktadır.
           Dursun Bey, Çinili köşk için; “Tavr-ı Ekâsire üzre bir sırça sarây-ı can- feza...” târifini kullanmıştır; yâni, Kisrâlar tarzına uygun bir sırçalı, çinili saraydır, der. Kisrâ Tarzı tâbirinden herhâlde Bağdat yakınında Selman Pâkta olan adıyla sanıyla Tâk-ı Kisrâyı kasdetmiş olsa gerektir. Kisrâ adı da Sâsânilere kadar olan İran hükümdarlarına verilir. Onların yapıları içinde tonozlu, eyvanlı olan yalnız bu olduğundan, mevzûbahis ettiği odur. Tâk-ı Kisrâ pek kocaman büyük tonozlu, çok katlı bir saraydır.
            Çinili Köşkte de eyvan vardır. Fakat insan ölçüsünden az derin ve zariftir. Köşkün dört iç eyvanı ve bunları birleştiren tek bir kubbesi, köşelerde dört, mihverde bir olmak üzere beş odası vardır. Odaların geride olan ikisi daha basit tutumlu, hizmete mahsus yerlerdir. Birisinde bodruma inen merdiven vardır. Asıl odalar önde olan üç tânedir. Bunlar birbirinden çok başka renk ve şekillerde, bir kısmı yaldızlı hârikulâde çinilerle kaplıdır. Orta odanın kubbesinin ve köşeliklerinin alçı tezyinâtı emsalsizdir. Binâ Eski Eser Müzesi yapıldığı zaman ara duvar sökülmüş, iki taraf birleşmiştir. Son tâmirde bu duvar ihyâ edilmiş olmakla berâber, dış eyvanı örten camekân yerinde bırakılmıştır. Bütün eyvanlar gibi, açıkta olanlar da çini kaplıdır.
           Bodrumun yalnız Gülhâne Parkı tarafı açıktır. Üç tarafı toprağa gömülüdür. Bu sebeple üç tarafa boş dehlizler yapılarak su ve rutûbete karşı odalar muhâfaza altına alınmışdır. Köşkün giriş cephesinde dar bir ara katı çıkarılmıştır. Binânın üstü aslında taraçadır. İçlerde olduğu gibi, revak cephesi ve eyvan, nefis çinilerle kaplıdır. Bu kısmın çinileri daha ziyâde kesme mozayiktir; içdekiler levha hâlindedir.
           Çinili Köşk tam bir zevk ve safâ mekânı olup, dört evyanlı Türk plânında, nevi şahsına münhasır bir yapıdır. Noksansız bir Osmanlı Türk zevkini temsil eder. İleride İranın Safevî köşklerinde misâl teşkil etmiş ve çini kaplamada da mozayik usûlünün tatbik edildiği son binâ bu olmuştur.
           Yapıyı içten ve dıştan kaplayan çiniler zamanla bozulmuştur. Yeni Saray’ın bir parçası olan Çinili Köşk, kuzeyindeki bugün ortada olmayan III. Mehmet Köşkü ve çevresindeki Şehremini ve Hassa mimarları daireleri ile geniş bir meydana bakmakta idi. Abdüllâtif Suphi Paşa ve Münif Paşa’nın gayretleri ile 1875'te Osmanlı İmparatorluğunda toplanan eski eserlerin gösterildiği bir müze haline getirilmiş, 1924'te Yeni Saray’ın Topkapı Sarayı Müzesi adıyla açılması üzerine önemini kaybetmişti. 1939'dan sonra köşkün onarımını ele alan Millî Eğitim Bakanlığı burasını Fatih’le ilgili her çeşit değerli hâtıraların sergilendiği bir müze haline getirmekle yapıya gerçek değerini kazandırmıştır.

 


Mustafa Cirban___ mcirban@ttmail.com